AFFA FERMAN ARAYANLARIN GECESİ

 Ma’lûmunuz olduğu üzere Kur'ân'da adı geçen tek ay Ramazan ayı; tek gece ise Kadir Gecesidir.  Bu feyizli, nurlu, sürurlu, bereketli ve müstesna zaman diliminin itibar, şeref ve değerini Hâlık-ı Zülcelâl yüce Kitabı Kur’ân-ı Azîmü’ş-şânında bir müjdeler paketi olarak bildiriyor… Öylesine vurguluyor ve tahşîdat yapıyor ki, bu gece içinde sağanak sağanak tecelli edecek olan rahmetin ve mü’minlerin mazhar olacakları sonsuz ve sınırsız lütufların bahsini, bu geceye mahsus inzal buyurduğu Kadr Sûresi adıyla müstakil bir sûrede bütün berraklığıyla beyan buyuruyor.

 Bu mübarek gecenin esrar ve künhü, çap ve boyutu, derinlik ve azameti kendisine vahy-i semâvî ile bildirilen gaye ve ufuk insan, en sevgili, en takva, en âbid, en zâhid, en sâdık, en emîn, en kerîm, en müşfik peygamber, Kur’ânın ilk ve birinci muhatabı Fahr-i âlem Hz. Muhammedeni’l Mustafa (s.a.v), o sırlar perdesini ümmeti için aralıyor, Rabbinin hediyesini ümmetinin eline tutuşturuyor:

 

 

 

Ve müjdeleri peşpeşe sıralıyor:

“Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü Teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar, Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.” (Deylemi)

“Allah indinde en kıymetli gece, Kadir gecesidir.” (Vesîletü’n-Necat)

 

Teşvîk ve terğîbin ardından îkaz ve uyarısını yapıyor:

“Bin aydan daha kıymetli olan Kadir gecesinin hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.”

 

Kadir gecesinin Ramazan haritasındaki mânevî kodlarını işaretliyor:

“Kadir gecesini, Ramazanın son on gününün 21, 23, 25, 27 ve 29 gibi tek gecelerinde veya Ramazanın son gecesinde arayın. Sevabını umarak Kadir gecesini ibadetle geçirenin günahları affolur.” (İmam Ahmed bin Hanbel)

 

Bu mübarek gecenin Ramazan'ın tek olan son gecelerinde aranması hususunda rivayetler ve tavsiyeler yapılıyor. Nebîler Sultanı, evliyâ serdârı  (sallallahu aleyhi ve sellem) mutad olarak Ramazan-ı şerifin son on gecesinde i’tikâfa girer ve ev halkını da teşvik ederek Salih amellere sevk ve teşci’ ederdi. Müslümanlar arasında unutulmaya yüz tutmuş olan bu güzel sünnetin, i’tikâf adetinin (nefsimden bu mevzuda şikâyetim var) son on gecede olması ve Fecr Sûresin’de  "on geceye yemin" edilmesiyle başlanması, bu gecenin Ramazan-ı Şerîfin son on gününde aranması gerektiği hususundaki kanaatleri pekiştiriyor.

 

Rabb-ı Rahîmimiz bazı sırları gizli bırakmış. Bir takım hikmetlerle gizlenen zaman dilimi  sadece Kadir Gecesiyle sınırlı  değil. Cuma gününde  duaların kabul olacağı icabet saati; günlük beş vakit namaz içerisinde orta namazı (salât-ı vustâ); Esmâ-i Hüsnâ  içerisinde İsm-i A'zam; a’mâl-i sâliha ve ibadetler arasında İlâhî rızanın nerede ve hangisinde olduğu; zaman içerisinde kıyametin ne zaman vâki olacağı ve ömür içinde ölüm açıklanmamış, gizli bırakılmıştır. Bundan maksat ve hikmet ise, müminlerin gafletten uzak kalmaları, uyanık, müteyakkız, hazırlıklı, dikkatli, ibâdet ve taatte devamlı olmalarını te’min ve istifadelerine medar olması içindir.

 

Şu duayı ağzımızdan eksik etmeyelim inşâallah:

 “Allahümme inneke afüvvün kerîmun tühıbbül afve fa’fü annî”
“Ya Rabbi, sen affedicisin, kerimsin, affı seversin, beni de affeyle”

 

Kadir Gecesi, mü’min için ömrünün fırsatı…Bu fırsatı değerlendirme konusunda birbirimize dua edelim, teşvik edelim, yardımcı olalım. Gözünü ebediyete dikenler, rıza-yı İlâhî peşinde koşanlar, Nebiler Sultanı ve güzîde Ashâbı ile Havz-ı Kevser’de buluşup kana kana içmek isteyenler, günahlardan silkinmeye ferman arayanlar, Cennet ve cemâlüllah ile müşerref olmak isteyenler, ubûdiyyetin zirvesinde uçmayı arzulayanlar, hayatın gaye ve hedefini bilenler, bahtiyarlar, saidler, nasipten hissedar olmak isteyenler, gelin birlikte şu kâinat mescid-i kebîrinde hep bir ağızdan sesimizi semâya yükseltelim, avuç avuç Kur’ân ab-ı hayatından içelim, seccâdelerimize bayram havası, gönüllerimize Cennet rayihası yaşatalım. Yaşatalım ki, âlem-i İslâm yaşasın, el açalım ki, mazlumlar kurtulsun, gönülden yalvaralım ki, Deccaliyet ve Süfyaniyet cereyanları yerle bir olsun, sönsün yanan zulüm ateşleri, Ebû Cehiller bir daha dirilmemecesine gebersin, modern firavunlar, şeddatlar, Nemrutlar artık hayat bulmasın, hâk ile yeksan olsunlar…

 

Mülk O’nun, saltanat Onun, gün O’nun, gece O’nun, ikram O’nun, bahşiş O’nun, af O’nun, Rahmet O’nun. Biz sadece boynu bükük sâilleriz, dilencileriz. Ellerimizi O’na uzatıyor ve O’ndan istiyor, O’na dehâlet ediyoruz.

Estağfirullah el-azîm ve  etûbu ileyhi Subhânehu…

 

Kandiliniz ve bayramınız mübarek olsun.

 

İsmail Aksoy

risalehaber.com 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !