ÇOCUĞUN ÖZGÜVENİ NASIL GELİŞTİRİLİR?

Kendine güvensizlik büyük ölçüde hatalı anne baba ve öğretmen tutumlarından kaynaklanmaktadır. İlgisiz, otoriter ve aşırı koruyucu anne baba ve öğretmenler çocukta “kendine güven” duygusunu zedelemektedirler.                           
HER ÇOCUĞUN AYRI FITRATTA OLDUĞUNU KABUL ETMEK

Çocukların yaratılıştan gelen özelliklerini ve yeteneklerini araştırarak, önlerine set çekmeden, o özelliklerini en olumlu şekilde geliştirmeye çalışmalıyız. “Hepsi de ağaç değil mi!” diyerek bahçedeki bütün ağaçlara aynı bakımı yapmaya kalkışsak ne olur? Peki, en iyi  bakım nedir? En iyi bakım, çeşit çeşit ağaçların her birinin yapısına, özelliklerine en uygun olan bakımdır. Bir bahçıvan fakat ayrı ayrı yaklaşımlar.

Bu çocuklar için de aynı böyle. Bütün çocuklar iyilik ve güzellikler verilip güzel örnek olununca istendiği gibi olurlar ama, bu bazıları için daha kolay olurken, bazılarının mizacı zaman zaman tatlı sert üslup isteyebilir.

Bazı çocuklar yapı itibariyle daha ağır, sakin ve soğukkanlıdır. Bazıları ise daha hızlı, hareketli, heyecanlı ve pratiktir. Bize düşen, o özellikleri zorlayıp kendi istediğimiz kalıplar içine sokmaya uğraşmak değil; kendi mecraları içinde, en güzel şekilde gelişmelerini sağlamak gerekir.                                               

Bediüzzaman Hazretleri’nin eğitim metodu buna en güzel misaldir; o insandaki hasletlerin hiç birini kötü görmez, bunların doğru mecralara yönlendirilmesini tavsiye eder mesela; hırs gibi kötü bir hasleti, gayret etmek  gibi güzel bir haslete çevirmek. Kıskançlığı, hayırda yarışmaya çevirmek gibi.

YETENEKLERİNE GÖRE YÖNLENDİRMEK

Bu yetenekler için de böyle. Çocukların yetenekleri ne kadar erken yaşta fark edilebilir ve desteklenirse, şüphesiz ki o kadar iyi olur. Çocuklarımızı, sevmedikleri yapı ve yeteneklerine uygun olmayan şeylere zorlamak, çocuklarımıza da, bize de fayda getirmez. Başarabileceklerinin en iyisini yapabilmek için elbette işin faydasını da düşünerek kabiliyetinin en fazla olduğu sahalarda yönelmeli ve yöneltilmelidir. İmam Gazali’nin şu sözü  “çok işte çırak olacağına, bir işte usta ol” bu mevzuya açıklık getirmektedir. Kısaca aile çocuğun kapasitesini de iyi bilmeli; gücünün üstünde şeyler isteyip onu ezmemeli.

Mesela; Fen dersini sevmeyen ve bu dersten zayıf getiren bir çocuğa babası: -“Bu yıl Fen dersinden doksandan aşağıya not getirmeyeceksin” uyarısında bulunuyor. Böyle bir istek ne kadar yerine getirilebilir. Aksi takdirde olabilecek başarısızlık ve olumsuzluklardan yan tesirler, ezilmeler, hayal kırıklıkları olur. Yapı ve yetenek farklılıklarını iyi tanımak ve göz önüne almak anne babanın vazifesidir. Günümüzde her anne ve baba sorumluluk sahibi, kendine güvenen, kendi ayakları üzerinde durabilen, kendini özgürce ifade edebilen ve sorumluluk sahibi çocuklar isterler.
                   
NEDİR SORUMLULUK SAHİBİ ÇOCUK?

Sorumluluk sahibi çocuk denildiğinde, kendi kararlarını verebilen, karar alırken ellerindeki kaynakları kullanabilen, değer yargılarını gözetebilen, bağımsız davranan başkalarının haklarını çiğnemeden kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen çocuklar aklımıza gelir.

Çocuklarımızı yetiştirirken: aman, o daha çocuk yapamaz, aman o daha çocuk bilemez anlayışı yerine her anne baba çocuğun yaşına uygun sorumlulukları vermelidir. Mesela; üç yaşından itibaren, yardım için masadan hafif eşyaları taşımasını istemeli ve bu gibi görevlerde derece derece arttırılmalı, sabırlı olup ve kesinlikle kaza durumunda bağırıp çağırmamalı. Onu tebrik etmeyi ve onunla gurur duyduğunuzu belirtmeyi unutmamalıyız. Ve bu sorumlulukları yerine getirirken çocuğun başarı kazanması için gerekli zaman ve zemini hazırlamalıyız.

Çocukların kendi sorumluluklarını üzerlerine almamalarının sebebi küçüklükten beri her kararlarını onlar adına ailelerinin almasıdır. Aman üşür hasta olur, aman yorulur, vb. diyerek onu bir cam fanus içinde büyütmeye çalışmak yerine, gerçek dünyadan uzaklaştırılmadan, koşmasına, oynamasına, terlemesine ve kirlenmesine izin vermeliyiz. Çoğu ailede çocuğun ne yiyeceğine, ne giyeceğine, nerede nasıl konuşacağına anne baba karar verir. Çocuğa soru sorulduğunda, soruları çocuk adına cevaplamaktan vazgeçelim. Misafirlikte bu durumla çoğu zaman karşı karşıya kalırız.

Çocuğa isteği sorulduğunda  “hiçbir şey istemez teyzesi.” Çocuğa hediye verildiğinde anne hemen araya girer, “teşekkür et amcaya çocuğum.” Çocuğun içinden geldiği gibi davranması hep engellenir. Ona olması gerekenler öğretilirken, kurallardan oluşan bir dünyada büyütmek gerçek dünyayı tanımasını engellemekten öteye gitmez.
                
HER İSTEĞİNİN YAPILMASI ÇOCUĞU GÜVENSİZ YAPAR

Çocuğa karşı vicdanen kendimizi rahat hissettirecek davranışlar yaparak, onun her isteğini yerine getirerek iyi bir ebeveyn olma yolunda ilerleyemeyiz. Bu noktada davranışlarımızı yönlendiren rehberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in hayatından bir kesit bu konuyu noktalayacaktır.

Bir gün Hz. Hasan ve Hüseyin dedelerinden kendilerine bir deve almasını isterler. Peygamber Efendimiz o an çocuklara deve alacak durumda değildir. Ama onların kalplerini kırmadan bunun olamayacağını onlara anlatmalıdır.  

Küçük torunlarının önüne çökerek onlara seslenir “Haydi binin. Bundan daha iyi deve mi olur?”Çocuklar büyük bir sevinçle dedelerinin sırtına bindiler ve deveyi unuttular.                                                                                     

Aslında çocukların istediği olmamıştı, kalpleri de kırılmamıştı ama istekleri oyun gibi güzel bir alana yönlendirilmişti, bu pozitif bir eğitim metoduydu. Çünkü sürekli istedikleri yapılan çocuklar mutsuz ve başarısız olurlar, ömür boyu her şeyi ailelerinden bekleyip kendi ayakları üzerinde duramazlar.

Hayırlı anne baba olma temennisiyle…

Eslem Gemici

irfanmektebi.net

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !