Blogumuza

Hos Geldiniz

spacer.gif (63 bytes)

MENÜ

Peygamberimiz(sav)
Sahabeler
Dualar
Kur'an Ögreniyorum
Kur'an-ı Kerim Okuyalım
Web Kütüphanesi
Egitim
Hikayeler*Kıssalar
Esma'ül Hüsna
Arapca Dersleri
Sohbet Izle*Dinle*Oku
Siirler
Makaleler
Denemeler
Güzel Sözler
Güncel Konular
Cevsen'ül Kebir
Osmanlica Dersleri
Altinoluk Dergisi
Irfan Mektebi
Aile*Cocuk
Cocuk Terbiyesi*Egitim
Ilme Davet
Her Konudan
Soru Sor Cevap Bul
Israil'i Boykot Edelim
Bannerlariniz

DAMAK TADI

Kekler
Kurabiyeler
Börekler*Çörekler
Corbalar
Tatlılar
Pogaca*Ekmekler
Sos*Salatalar
Recel*Marmelatlar
Yemekler
Pastalar
Pdcse 1 Etk. Trflr.

EL EMEGI GÖZ NURU

Danteller
Örgüler
Oyalar
Etaminler
Kanaviceler

HER GÜNE BIR DUA

HER GÜNE BIR HADIS

ISLAMI YAYIN

PEYGAMBERLER TARIHI

www.dostyurdu.com

KUR’ANDA ARA

Veda Hutbesi

BANNERIM

Graphics by yinebiirgulnihal/YBG

SITENIZE EKLEMEK ICIN

Pazartesi, Eylül 12, 2009

Kategori: MAKALELER

FARKINDALIK


Allah’ın sahip ve hükümran olduğu şu dünya ve hayatında, bütün gayret Allah’ı tanımak ve O’na ibadet etmek olması gerekirken, bizlere ne oluyor ki nefsimizin kavgasına tutuşmuşuz?

Her şeyi geride bırakıp gidecekken, neden -sahip olmaklık uğruna- ebedi düşmanlıklar peşindeyiz?

Allah’ın hükümranlığında kullar olmak lazım gelirken, neden kula kulluk kavgaları içindeyiz?


Farkındalık kelimesi; o güne kadar gözümüze çarpmayan bir şeyin tarafımızdan fark edilmesi veya çoktandır iç içe, yan yana olduğumuz bir şeyin farklı yönlerini anlamanın ifadesi olarak çıkmaktadır karşımıza. “Farkında mısın?” şeklinde başlayan cümleler kurmuş veya duymuşuzdur birçoğumuz.

Bedîüzzaman Hazretleri, insanın dünyaya talim ile tekemmül etmek üzere gönderildiğini söylerken, aslında bu kelimenin de kapısını aralamış olmaktadır. Zira insan, bilmeyen olarak geldiği dünyada, her şeyi tek tek fark etmek zorundadır. Her şeyi ya bizzat fark edecek veya fark ettiğini zannettiği insanları takliden o şeyi anladığını varsayacaktır. Anladığını varsaydığı şeyi öyle kabul edecek ve ona karşı kendisinde bir tavır geliştirecektir. Mesela ateşe elini sokmayacaktır veya suya girecek fakat yüzme kurallarına dikkat edecektir.

Gördüğümüz, tanıdığımız, anladığımız şeyler, elbette sadece bizim bildiğimiz ve anladığımız kadarıyla sınırlı değildir. Bir zaman bir arkadaş “Ateş ne yapar?” diye sormuştu. Ben de “Yakar” diye cevap vermiştim. Çünkü içine attığım bir şeyi yakıp kül ediyor, elimi soktuğumda ise elim yanıyor ve canım acıyordu. Fakat o “Hayır! Ateş yakmaz” dedi. “Nasıl olur? Biliyorum ki ateş yakar. Gözümle görüyorum ki, yakıyor. Nefsimde yaşıyorum zira elim yanıyor” dedim. “Doğru” dedi. “Dediklerin gibi oluyor. Fakat ateş, Allah dilediği müddetçe yakar. Eğer o dilemezse yakmaz. Yani yakıcılık hususiyeti ateşin bizzat kendisinde yoktur. Yakan, Allah’tır ve ateşi vesile kılar” deyince, “Allah Allah!” demekten kendimi alamadım.

Sonrasında tefekkür ettikçe gördüm ki, o arkadaşım sözlerinde ne kadar haklıymış. Zira ateşe su döktüğümde sönüyor, önüne gelen her şeyi yakamıyordu. Demek bizzat kendisine ait bir özellik değildi yakıcılığı. Hadd-i zatında ateş, birisinin var etmesiyle vardı. Diğer bütün ateşler de ve yakıcılıkları da önümdeki ateşi var edene aitti.

Peki su! Su kime aitti acaba? Ya sudaki özellikler, onlar nereden gelmişlerdi? Üzerine döktüğüm ateşi söndürüyordu. Ateşe malzeme olan oduna yani ağaca hayat oluyordu. Ateşten ya istifade eden ya da sıkıntı çeken bana dahi, hayat kaynağı hükmünde idi. Üzerinde yaşadığım dünyanın üçte ikisi onunla kaplıydı. “Evet” dedim kendi kendime. “Ateşin sahibi suyun da sahibidir.” Suyun sahibi ağacın da sahibidir. Ağacın sahibi benim de sahibimdir. Benim sahibim dünyanın da sahibidir. Zira her şey birbiriyle alakadar ve birbirini tanıyor ve hükmünü icra etmekte herhangi bir zorlukla karşılaşmıyordu. Hoş bir heyecan duyuyordum ruhumda ve denklem devam ediyordu. Dünyanın sahibi, güneşin ve güneş sisteminin de sahibiydi. Samanyolu galaksisi de ona aitti. Ve dahi bütün evren, bütün kozmos yani bütün kâinat onundu. Yani Allah’ın.

Farkında olduğum şu hakikat, ruhumda yaşadığım bu sevinç ifadesini, bütün kâinatın sahibi olan Allah’ın hak kelâmında buluyor ve dudaklarımdan “Lâ ilâhe illallah!” olarak dökülüyordu.

Hepimizin bildiği gibi şu kelam, tevhidin yani Allah’ı birlemenin ifadesidir. Evet, Allah vardır ve birdir. Yani her şeyin tasarrufu O’na aittir ve her şeyin dizgini O’nun elindedir. Biz ve etrafımızda fark ettiğimizi zannettiğimiz şeyler ise, aslında Allah’ın fark edilmesi içindir. O’nun fark edilmesi ve O’na marifetin yani O’nu tanımanın yolu Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (asm)’dan geçtiği içindir ki, bu cümle iman anahtarı olarak “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlüllah” olarak lisan-ı şeraite yerleşmiştir.

FARKINDA MISINIZ?

Dünyanın küçülüp bir köy hükmüne geldiği, Allah’ın ihsanı olarak teknolojinin gelişip uzakların yakın olduğu, bir kimsenin oturduğu yerden başka yerlerdeki işleri yapıp denetleyebildiği zamanın insanları yani bizler, artık biliyoruz ki, gözümüze sınırsız dediğimiz kâinat, Allah’ın kudretine küçüktür. Allah’ın rahmeti, her tarafı kuşatıcıdır. Kainat ve içindekilerin sahibi, Allah’tır.


Güneşi kendine musahhar edemeyen insan, rızkını kendisi kazanıyor değildir. Yani elmayı ağacın dalına insan asmadığı gibi, başka hiçbir sebep de buna muktedir olamaz demektir. Kimse nerede doğacağına, hangi ana babanın çocuğu olacağına, rengine ve şekline kendisi karar verememektedir.

Elhasıl, Allah’ın sahip ve hükümran olduğu şu dünya ve hayatında, bütün gayret Allah’ı tanımak ve O’na ibadet etmek olması gerekirken, bizlere ne oluyor ki nefsimizin kavgasına tutuşmuşuz? Her şeyi geride bırakıp gidecekken, neden -sahip olmaklık uğruna- ebedi düşmanlıklar peşindeyiz? Allah’ın hükümranlığında kullar olmak lazım gelirken, neden kula kulluk kavgaları içindeyiz?

Farkında mıyız? Ölüm var!

Farkında mıyız? Allah var!

Farkında mıyız? Ölümden sonra yepyeni ve daimi bir hayat var!


İsterseniz farkındalığın en güzel ifadelerinden birisini Rabbimizden dinleyelim: “Ey iman edenler, iman ediniz…” (Nisa Suresi, 136)

Metin Said SERDENGEÇTİ
irfanmektebi.com
 

FARKINDALIK


Allah’ın sahip ve hükümran olduğu şu dünya ve hayatında, bütün gayret Allah’ı tanımak ve O’na ibadet etmek olması gerekirken, bizlere ne oluyor ki nefsimizin kavgasına tutuşmuşuz?

Her şeyi geride bırakıp gidecekken, neden -sahip olmaklık uğruna- ebedi düşmanlıklar peşindeyiz?

Allah’ın hükümranlığında kullar olmak lazım gelirken, neden kula kulluk kavgaları içindeyiz?


Farkındalık kelimesi; o güne kadar gözümüze çarpmayan bir şeyin tarafımızdan fark edilmesi veya çoktandır iç içe, yan yana olduğumuz bir şeyin farklı yönlerini anlamanın ifadesi olarak çıkmaktadır karşımıza. “Farkında mısın?” şeklinde başlayan cümleler kurmuş veya duymuşuzdur birçoğumuz.

Bedîüzzaman Hazretleri, insanın dünyaya talim ile tekemmül etmek üzere gönderildiğini söylerken, aslında bu kelimenin de kapısını aralamış olmaktadır. Zira insan, bilmeyen olarak geldiği dünyada, her şeyi tek tek fark etmek zorundadır. Her şeyi ya bizzat fark edecek veya fark ettiğini zannettiği insanları takliden o şeyi anladığını varsayacaktır. Anladığını varsaydığı şeyi öyle kabul edecek ve ona karşı kendisinde bir tavır geliştirecektir. Mesela ateşe elini sokmayacaktır veya suya girecek fakat yüzme kurallarına dikkat edecektir.

Gördüğümüz, tanıdığımız, anladığımız şeyler, elbette sadece bizim bildiğimiz ve anladığımız kadarıyla sınırlı değildir. Bir zaman bir arkadaş “Ateş ne yapar?” diye sormuştu. Ben de “Yakar” diye cevap vermiştim. Çünkü içine attığım bir şeyi yakıp kül ediyor, elimi soktuğumda ise elim yanıyor ve canım acıyordu. Fakat o “Hayır! Ateş yakmaz” dedi. “Nasıl olur? Biliyorum ki ateş yakar. Gözümle görüyorum ki, yakıyor. Nefsimde yaşıyorum zira elim yanıyor” dedim. “Doğru” dedi. “Dediklerin gibi oluyor. Fakat ateş, Allah dilediği müddetçe yakar. Eğer o dilemezse yakmaz. Yani yakıcılık hususiyeti ateşin bizzat kendisinde yoktur. Yakan, Allah’tır ve ateşi vesile kılar” deyince, “Allah Allah!” demekten kendimi alamadım.

Sonrasında tefekkür ettikçe gördüm ki, o arkadaşım sözlerinde ne kadar haklıymış. Zira ateşe su döktüğümde sönüyor, önüne gelen her şeyi yakamıyordu. Demek bizzat kendisine ait bir özellik değildi yakıcılığı. Hadd-i zatında ateş, birisinin var etmesiyle vardı. Diğer bütün ateşler de ve yakıcılıkları da önümdeki ateşi var edene aitti.

Peki su! Su kime aitti acaba? Ya sudaki özellikler, onlar nereden gelmişlerdi? Üzerine döktüğüm ateşi söndürüyordu. Ateşe malzeme olan oduna yani ağaca hayat oluyordu. Ateşten ya istifade eden ya da sıkıntı çeken bana dahi, hayat kaynağı hükmünde idi. Üzerinde yaşadığım dünyanın üçte ikisi onunla kaplıydı. “Evet” dedim kendi kendime. “Ateşin sahibi suyun da sahibidir.” Suyun sahibi ağacın da sahibidir. Ağacın sahibi benim de sahibimdir. Benim sahibim dünyanın da sahibidir. Zira her şey birbiriyle alakadar ve birbirini tanıyor ve hükmünü icra etmekte herhangi bir zorlukla karşılaşmıyordu. Hoş bir heyecan duyuyordum ruhumda ve denklem devam ediyordu. Dünyanın sahibi, güneşin ve güneş sisteminin de sahibiydi. Samanyolu galaksisi de ona aitti. Ve dahi bütün evren, bütün kozmos yani bütün kâinat onundu. Yani Allah’ın.

Farkında olduğum şu hakikat, ruhumda yaşadığım bu sevinç ifadesini, bütün kâinatın sahibi olan Allah’ın hak kelâmında buluyor ve dudaklarımdan “Lâ ilâhe illallah!” olarak dökülüyordu.

Hepimizin bildiği gibi şu kelam, tevhidin yani Allah’ı birlemenin ifadesidir. Evet, Allah vardır ve birdir. Yani her şeyin tasarrufu O’na aittir ve her şeyin dizgini O’nun elindedir. Biz ve etrafımızda fark ettiğimizi zannettiğimiz şeyler ise, aslında Allah’ın fark edilmesi içindir. O’nun fark edilmesi ve O’na marifetin yani O’nu tanımanın yolu Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (asm)’dan geçtiği içindir ki, bu cümle iman anahtarı olarak “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlüllah” olarak lisan-ı şeraite yerleşmiştir.

FARKINDA MISINIZ?

Dünyanın küçülüp bir köy hükmüne geldiği, Allah’ın ihsanı olarak teknolojinin gelişip uzakların yakın olduğu, bir kimsenin oturduğu yerden başka yerlerdeki işleri yapıp denetleyebildiği zamanın insanları yani bizler, artık biliyoruz ki, gözümüze sınırsız dediğimiz kâinat, Allah’ın kudretine küçüktür. Allah’ın rahmeti, her tarafı kuşatıcıdır. Kainat ve içindekilerin sahibi, Allah’tır.


Güneşi kendine musahhar edemeyen insan, rızkını kendisi kazanıyor değildir. Yani elmayı ağacın dalına insan asmadığı gibi, başka hiçbir sebep de buna muktedir olamaz demektir. Kimse nerede doğacağına, hangi ana babanın çocuğu olacağına, rengine ve şekline kendisi karar verememektedir.

Elhasıl, Allah’ın sahip ve hükümran olduğu şu dünya ve hayatında, bütün gayret Allah’ı tanımak ve O’na ibadet etmek olması gerekirken, bizlere ne oluyor ki nefsimizin kavgasına tutuşmuşuz? Her şeyi geride bırakıp gidecekken, neden -sahip olmaklık uğruna- ebedi düşmanlıklar peşindeyiz? Allah’ın hükümranlığında kullar olmak lazım gelirken, neden kula kulluk kavgaları içindeyiz?

Farkında mıyız? Ölüm var!

Farkında mıyız? Allah var!

Farkında mıyız? Ölümden sonra yepyeni ve daimi bir hayat var!


İsterseniz farkındalığın en güzel ifadelerinden birisini Rabbimizden dinleyelim: “Ey iman edenler, iman ediniz…” (Nisa Suresi, 136)

Metin Said SERDENGEÇTİ
irfanmektebi.com
 


:: Arkadaşına gönder!

Yorum yazmak ister misiniz?

1Yorum yazılmış

    2009-10-16 15:29:17 - ETKİNLİĞİMİZE BUYRUN

    Yazan: nurmutfakta
    46. PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİNİN EV SAHİBİYİM

    SEVGİLİ ARKADAŞLARIM;

    http://porselendemlik.blogcu.com

    http://birdemliksohbet.blogspot.com/

    http://gelibolu17.blogspot.com/

    tarafından hazırlanmış olan porselen demlik çay saati için

    19 EKİM 2009 - 2 KASIM 2009

    TARİHLERİ ARASINDA

    http://nurmutfakta.blogcu.com/

    YANİ BEN YAPACAĞIM.
    SİZ SEVGİLİ ARKADAŞLARIMI VE KATILMAK İSTEYEN HERKESİ ETKİNLİĞİMİZE DAVET EDİYORUM!!!
    TARİFLERİNİZİ HAZIRLAYARAK.
    VE TARİFİNİZE

    "PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ 46.HAFTA "

    BAŞLIĞINI YAZARAK SAYFANIZDA YAYINLAMANIZI VE BANA YORUM BIRAKMANIZI RİCA EDİYORUM. C BOXA BIRAKILAN NOTLAR GÖZDEN KAÇABİLİR LÜTFEN YORUM YAZIN.SENİ VE BU YORUMU OKUYAN HERKESİ DAVET EDİYORUM ZİYARET EDİPTE BİZZAT DAVET EDEMEDİĞİM DOSTLARIM LÜTFEN BU YAZIYI NERDE OKURSANIZ SİZDE KATILIN EMİNİM BU ETKİNLİK SAYESİNDE BİR ÇOK ARKADAŞIMIZ OLUYOR MUTLAKA KATILIMIZI BEKLİYORUM.. ŞİMDİDEN KATILIMCI ARKADAŞLARIMA ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.

    ETKİNLİĞİMİZE YEMEK GÖNDERİLMEMESİNİ RİCA EDİYORUM.
    LÜTFEN ÇAYIN YANINDA VERİLECEK TARİFLER OLMASINA DİKKAT EDELİM.
    SEVGİLER
    Bağlantı

« :: »

SITE ICI ARAMA

Google




SEHITLERIMIZ ANISINA

BAGLANTILAR

  • ANA SAYFA
  • PROFILIM
  • ARSIV
  • SON YAZILAR
    Kurban Bayramınız Kutlu Olsun!
    BİR YOLCU GİBİ
    ALLAH'IN ADIYLA BAŞLAMAK
    HAŞHAŞLI REVANİ
    FARKINDALIK
    KAKAOLU ÇAYLI KEK
    Oruç, bir kelime-i tevhiddir

    SON YORUMLAR

    Teşekkürler
    İyi bayramlar
    tebrik
    akasyakokusu
    bayram
    selamün aleyküm.
    http://keskinlininmutfagi.blogcu.com
    selamin en güzeliyle
    Canın sağolsun...
    şiir

    FAVORI SITELER
    MANDALİNATV
    İYİBİLGİ
    GIDA RAPORU
    ZEHRANET
    İKRA
    SADABAT
    HANIMLAR
    ŞEBNEM
    GÖNÜL DÜNYAMIZ
    KADIN VE AİLE
    SEVDE
    ÇOCUKLAR İÇİN
    CAN KARDEŞ
    UMUT ÇOCUK
    BİRDİRBİR
    ANNE NOTLARI
    HAK-DİLARAM
    RİSALET
    KİŞİSEL REHBERLİK
    O.NURİ TOPBAŞ
    SENAİ DEMİRCİ
    VAKİT GAZETESİ
    YENİ ŞAFAK
    YENİ ASYA
    ZAMAN
    YAĞMUR DERGİSİ
    EV OKULUM
    OYNA ÖĞREN EĞT.
    BİLGİN ERDOĞAN
    SALİHA ERDİM
    SON PEYGAMBER
    TEFSİR DERSİ
    NEBİLER SİLSİLESİ 1
    NEBİLER SİLSİLESİ 2
    NEBİLER SİLSİLESİ 3
    EN GÜZEL ÖRNEK
    MUSTAFA ULUSOY
    MORAL HABER
    MİNE İZGİ
    YETENEK.COM
    İRFAN MEKTEBİ

    ARKADASLAR
    halime
    dualarla
    anadoluhaber
    aybalasenem
    igra
    gulumcan
    mnelam
    leziz
    cansofi
    illedeyemek
    sepetim
    benimdunyam80
    sohbetsevenler
    yarenlerdiyari
    pikola28
    yermisinyemezmisin
    turuncumutfak
    sofradakiler
    hanceren
    kadifece
    yenitadlar
    nurvadisi
    madineravza
    rumeysa2007
    rufeydem

    ZIYARETCILER

    Free cursors for MySpace at www.totallyfreecursors.com!
    Din Ahlak ve Eğitim Siteleri Listesi

    http://www.tavaf.com/toplist/  


    Webset  by © KissDesign Website